Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0,82
BIST 108.153
%-0,34
Dolar 3,8332
%-0,17
Euro 4,5111
%-0,29
Altın 153,46
reklam REKLAM

The Guardian’da çıkan Altınordu yazısının çevirisi!

57 defa okundu , kategorisinde, 17 Eki 2017 - 16:08 tarihinde yayınlandı
The Guardian’da çıkan Altınordu yazısının çevirisi!

Altınordu o bildiğiniz Türk takımlarından farklı. Büyük kulüpler kısa vadeli başarılara odaklanmaya devam edip transferde yabancı yıldızları kovalasalar da ikinci ligde yer alan Altınordu tamamen farklı bir anlayışa sahip. Bu felsefeleri Türk futbolunda bir devrim yaratabilir.

İzmir kulübünün başkanı Seyit Mehmet Özkan’ın düşüncesi tamamen altyapıdan yetişen isimlerden oluşan bir takım yaratabilmek. Eğer bu gerçekleşirse Türkiye’deki eşsiz bir başarı olacak. Guardian’a verdiği demeçte 2019-2020 sezonunda tamamen akademiden çıkan isimlerle Süper Lig’de oynama hedeflerinden bahsetmişti. “2023-2024 sezonunda Avrupa’da ülkemizi akademi oyuncularımızdan oluşan takımımızla temsil etmek istiyoruz. Oyuncularımızı yurt dışına göndermeyi ve onları milli takımlarımıza kazandırmayı hedefliyoruz.”

Özellikle Türk Milli Takımı’nın Dünya Kupası biletini alamamasının nedenlerinin sorgulandığı bu günlerde Altınordu’nun ortaya koyduğu proje daha da ilgi çekici bir halde. Geçtiğimiz hafta Türkiye, İzlanda’ya kendi evinde 3-0 mağlup olarak Rusya hayallerine veda etmişti.

Sadece 25 yıldır bulundukları uluslararası arenada Türkiye kısa zamanda uzun bir yol aldı. Futbol gün geçtikçe daha iyi bir hale gelmesine rağmen 80 milyonluk ve Avrupa’da en genç nüfusa sahip olan bir ülke kendi sporcusunu yetiştirmekte zorlanıyor.

Altınordu birkaç yıldır futbolun bu yapısını değiştirmeye öncelik ediyor. Başkan Özkan’ın ortaya koyduğu  “İyi insan, iyi vatandaş, iyi futbolcu”​ mantalitesine sadık bir vizyona sahipler. İyi bir süreçten geçtiklerini de söylemek mümkün. Takımdaki 7 oyuncu dışındaki herkes akademiden yetişti. Özkan’a göre aslında bu bir akademiden çok meslek okulu: “Biz akademi demiyoruz. Bize göre burası bir meslek okulu. Meslek okulu denilince aklınıza ne geliyorsa biz de burada aynısını sağlamaya çalışıyoruz.”

Türkiye; Tugay Kerimoğlu, Nihat Kahveci ve Arda Turan gibi isimleri yetiştirmesine rağmen bunu uzun vadede gerçekleştirebilecek bir strateji ortaya koymadı. Akıllara gelen diğer önemli isimleri -Hakan Çalhanoğlu, Nuri Şahin, Hamit Altıntop gibi- soruyorsanız cevabınız “Almanya’da yaşayan Türk ailelerin orada eğitim alan çocukları” olacak.

4 büyük kulübün içinden sadece Karadeniz ekibi Trabzonspor’un kadrosunda altyapıdan yetişen isimler düzenli olarak şans bulabiliyor bugün lige baktığımızda.

Altınordu’nun bugün üstünde çalıştığı bu program daha önce Türkiye’de başarılamadı. Kulüp düzenli bir plan ortaya koydu. Altyapıya, antrenörlere ve tesislere ciddi bir yatırım yaptı. İzmir’de 4 farklı yerde tesisleri var. Kulüp bünyesinde spor bilimleri ve beslenme uzmanları ve UEFA Pro/A lisanslı koçlar görev yapıyor.

Kulüp saha içinde ve dışında iyi futbolcular yetiştirme sorumluluğunu üstlenmiş durumda. Amaçları modern futbolun gereklerini yerine getiren bir jenerasyon yaratmak. Oyuncular sosyal medya kullanımı, kişisel gelişim, futbol tarihi, İngilizce ve hatta satranç eğitimleri alıyorlar. Bunlar Avrupa’da standart şeyler olabilir ama Türkiye’de birkaç yer dışında görülmüş uygulamalar değiller. Başkan Özkan, İspanyolların özellikle Athletic Bilbao’nun sistemi olan cantera sisteminden ilham aldıklarını gizlemiyor. “Athletic Bilbao bana ilham oldu bu konuda,” sözleriyle ortaya koyuyor bu durumu. “4 yıl önce Bilbao ile iletişime geçtik ve onlar da bizim sistemimizi destekliyorlar.”

Ortaya koyulan yatırımlar meyvelerini şimdiden vermeye başladı. 21 yaşındaki stoper Çağlar Söyüncü Almanya’da Freiburg’da kendisini kanıtladı. Roma bu yaz Cengiz Ünder için 15 milyon Euro ödeyerek Türk transfer rekorunu kırdı.

Bu iki ismin ortak buluştuğu payda ise Altınordu altyapısından çıkmaları. Hindistan’da bugünlerde düzenlenen U-17 Dünya Kupası’nda mücadele eden Türk Milli Takımı’na 5 oyuncu gönderdiler. Genç yaş kategorilerinde Kırmızı Şeytanlar’ın oyuncularına rastlamak mümkün.

Altınordu henüz kendi hanedanlığını kurma seviyesinde olmasa da Avrupalı kulüplerin gözlemcileri şimdiden kulübü mercek altına almaya başladılar. “Şimdiden Arsenal, Manchester City, Liverpool, Bayern Münih, Roma, Udinese, Villarreal, Barcelona ve Atletico Madrid takımlarının sportif direktörleri, gözlemcileri ve akademi direktörleriyle yakın ilişkilerimiz var.”

“Manchester City onun için bir teklif yaptı. Şimdi bekleyip ne olacağını göreceğiz.” şeklinde açıklıyordu Başkan Özkan kaleci Berke’nin potansiyelini. “Biz onun Avrupa’da oynamasını istiyoruz. Berke iyi bir sezon geçirirse Premier Lig’e gitme şansı oldukça yüksek,”Manchester City şimdiden 17 yaşındaki Türk Donnarumma için kollarını sıvamaya başladı bile. Berke Özer hem Altınordu’nun hem de U-17 Milli Takımı’nın birinci kalecisi.

Türkiye’deki futbol kültürü her zaman tecrübeyi gençliğe tercih etti. Vizyon, planlama ve istikrar eksikliği kulüplerin bu yöneliminde önemli bir rol oynuyor. Büyük kulüplerin üyelik sistemlerine göre başkanlık seçimleri birkaç yılda bir gerçekleştiriliyor. Kâğıt üstünde bu futbol demokrasisi adına adil bir uygulama gibi gözükse de takımları miyopluğa itiyor. Kulüp başkanları oyuncu yetiştirme misyonu için yeterli zamanlarının olmadığını düşünüyor. Hızlı sonuçların birer gereksinim olduğu ortamda birçoğu belki hiçbir zaman potansiyeline ulaşamayacak genç oyunculara yatırım yapıp risk almaktansa kendini kanıtlamış oyunculara yönelerek başarıyı bulmayı umuyor.

Altınordu bu misyonu üstlenebilecek bir başkana sahip olduğu için şanslı. PTT 1. Lig ekibi gelecek için yatırımlarını yapmaktan ve genç oyunculara şans vermekten kaçınmıyor. Takım 21.5 yaş ortalaması ile ligin en genç ekibi konumunda. “Eğer bir oyuncu yeterince iyiyse ona forma şansı vermekten kaçınmıyoruz. Biz 17 yaşındaki bir isme kaleci eldivenleri teslim etme cesaretini gösteriyoruz. Eğer 18 yaşında bizden ayrılmazsa 20 yaşında 10 milyon Euro ya da daha fazla bir paraya gidebilir.”

“Genç takımın arkasından gelen bir ‘MiniOrdu’ takımımız da var. 2011 jenerasyonu olan U-6 takımımızı da yetiştiriyoruz. Hedefimiz sadece Avrupa ile sınırlı değil. Buradan çıkacak evlatlarımız dünyaya isimlerini duyuracaklar.”

Cengiz ve Çağlar gibi isimlerin Avrupa’da şans bulmaları birer tesadüf değildi. Altınordu kendisini sadece Türkiye sınırları içerisinde kanıtlamak istemiyor, aynı zamanda uluslararası sahneye de ürün yetiştirme amacını güdüyor.

“Bizim misyonumuz, vizyonumuz ve değerlerimiz belli. Biz çocuklarımızın en yüksek seviyede futbol oynamalarını istiyoruz. Var olma amacımız altyapıdan çıkan oyuncularımızın dünyanın en iyi kulüplerinde forma giymeleri. Türkiye şu an yetenek ithal eden bir ülke konumunda. Biz bunu değiştirmek istiyoruz. Ülkedeki genel perspektifi değiştirmek için en kaliteli isimleri yetiştirmek zorundayız.”

Ülke dışında yetişen isimlerden hem milli takım hem de kulüpler bazında yararlanan Türkiye aslında bunun sorunlu taraflarını da yaşadı. Türk futbolunun kendi yeteneklerini geliştiremediği gerçeği hem göz ardı edildi. Almanya sizin için üretirken ne gerek vardı ki?

Altınordu 1923 yılında kuruldu. Modern Türkiye’de kurulan ilk kulüp. Futbol denilince İstanbul’un gölgesinde kalan İzmir için bu durum değişebilir. Altınordu bugüne kadar atıl kalmış ama Türkiye’nin en güçlü kaynaklarından birini, insanını cevhere dönüştürmeyi planlıyor. Nüfusunun yüzde yirmi dörtlük bir dilimi 0-14 yaş arasında ki Avrupa’nın en genç nüfusu bu. Birkaç kulüp dışında bu yerli yetenek havuzu önemsenmiyor.

Kulüp hedeflerine ulaşmanın belki de yıllar süreceğinin farkında. Altınordu’nun ortaya koyduğu proje kulübün isminin önüne geçti şimdiden. Daha önce denenmemiş bir şey için çalışıyorlar. Eğer başarılı olurlarsa Türk futbolunda bir devrime imza atabilirler.

Kaynak:

Yazı Metni: https://www.theguardian.com/football/2017/oct/12/altinordu-dominate-turkish-football-homegrown-players

Yazı Çevirisi: Owlpress.org / Emre Sarıgül

Yorum Yaz